Saf bir asit şu anda bakmakta olduğunuz. Bunula ilgili bir yorumcu şöyle diyor; önce biras LSD aldım, sonrasında TAŞ içtim ve ardından kokain çektim. Sırf bu uygulamayı 3 farklı şekilde görebilmek için. Ama uyandığımda hastanedeydim ve cüzdanım yoktu. Eve geri dönüp akvaryumuma baktığımda Japon Balığım yerinde yoktu, yemek masasının üstündeki tabakta yarısı yenmiş sarı bir balık durmaktaydı. Bu yüzden SEK bakılması rica olunur. NO HH NO COCAIN!
After a sicking tired whole day I was waiting you in the car. Askin’ so many quests to my brain. Time wasted? Or am i living with an angel withe million stars? So where’s the shines? I try to think need another someone. Whap am i livin’ it for? All the things for me? Or formidable?
Only joke. With the joke’s freezy answers left alone. Quests are still stay in car; i’m gonna loose ma brain. Wondering a sea so far from home and i have to be the actor which at first in the cast.
I started the engine to move. To go any route cause it doesn’t matter which is, because it’s enough for me going far from the city without ma clothes or important notes never mind you cared and I decided turn back. Who knows 1 km or 1 m to the death? At past; a foolish thing that i do is travelling to the north pole but at the same time its freezing at the equator. When i see engine blown come back for the important notes that you wrote. For me.
Love u ma Pure.
Twitter dünyası gitgide genişliyor ve artık internet haricinde, gazete ve tv haberlerinde kendine sıksık yer buluyor. Bu durum ünlüleri de twitter kullanmaya ve hayran kitlesine de buradan ulaşmaya sevk ediyor. Bir çok yabancı ünlü sanatçı ve sporcular artık twitter kullanırken; Obama, Kılıçdaroğlu, Sarıgül gibi siyasetçileri zaten en başından beri kitleye sesleniş mesajlarını buradan veriyordu. Türk sanatçıların da aynı şekilde son günlerde bir atak yaptığını görüyoruz. İşte bazı yabancı ve Türk ünlülerin twitter hesapları;
Barrack Obama, Shaqq, Ashton Kutcher & Demi Moore çifti, Britney Spears, Demir Demirkan, Sertab Erener, MC Hammer, Arnold Schwarzenegger, Snoop Doggy Dogg, Paulo Coelho, Elijah Wood, Mustafa Sarıgül, Kemal Kılıçdaroğlu, Fehmi Koru
Türk ünlülerin fazla bi takipçisi yok bunun sebebi sahte kullanıcı olarak düşünülmeleri ama inanın Sertab ve Demirin kesinlikle onlar olduğunu biliyorum diğerlerini deneme yanılma yoluyla mı bulursunuz artık orasını bilemem.
Bu yazının burada bittiğini düşünenler yanılıyorlar. Twitter hesabı ve de Web sayfaları olanlar için gayet hoş, üç boyutlu ikonları bilgisayarınıza başlıklarına tıklayaraktan indirebilirsiniz. nakarat »
İnsan hissettikleri ve algıladıkları ile yaşarmış ya hani, ben en baştan beri hiç ısınamadım Sagopa Kajmer’e. Hareketlerini izledim takip ettim ama hep bi mesafeliydim şarkılarına. En son çocuk dövme olayındaki ayrıntılar tam olarak nedir bilmediğimden herhangi bir yorum yapmayacak olsam da bugün kardeşim Anıl tarafından gelen şarkılarla yıkıldım. Bir tanesi Sessiz Tepe 2 (Silent Hill -2) filminin müziği Theme of Laura (Reprise) diğeri de Sagopa’nın Bebeğim Öldü şarkısı. Sessiz Tepe filminin şarkıyı Sagopa’dan almadığı çok belli çünkü alıp da üstündeki bateri ritimlerini ve sözleri silemez.
Şahsen hırsızlık sadece somut eşyaları çalmak değildir. En azından ezik insanlar ihtiyacı olduğu için çalarlar. Sagopa’nın da mı ihtiyacı var acaba diye düşünüyorum. Eğer isteseydi ben ona orjinal midiler verirdim.
Sanat hırsızlığı gerçekten rezil rüsva bir hal almış durumda. Eminim Sagopa şarkıyı Mac’ine kopyalarken bizim insanımız salaktır gidip Silent Hill’i izlemez, izlese bile müziği aklında tutamaz diye geçirmiştir. Beğenenler tabiki vardır ve olmaya devam edecektir Sagopayı ama bu son hareketten sonra bu hayatta herşeye temkinli yaklaşmanın ne denli önemli olduğunu anlamışsınızdır.

Bu fotoğraf 1988 yılında o zamanki A.B.D başkanı Ronald Reagan’ın Sovyet Rusya’yı ziyareti esnasında çekilmiş. Fotoğrafı ilginç kılan sol en başta turist fotoğrafçı görünümünde bulunan sarışın adamın şu anki Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin olması. Putin’in geçmişte KGB ajanı olduğu biliniyor. Putin’in Reagan’a gözlerini nasıl diktiğine de bir bakın. Yakın Koruma vb. insanlar gayet iyi bilirler ki bu bakışlar olağanüstü bir duruma hazır, heran onu ölümden alıkoyacak nitelikte.
Bi Yeni Zelanda aşkı aldı başını gidiyor içimde. Yağmuru, devasa manzarasından öte bir de böyle şeyler çıkmıyor mu karşıma. İşte o an tekrar tekrar vuruluyorum Yeni Zelanda’ya. Auckland şehrindeki bu restaurant’ın adı Yellow TreeHouse Restaurant. İnşaatı Aralık 2008′de tamamlandı ve sadece 3 aydır faaliyette.
Treehouse; Pacific Environments Architects şirketinden Mimarlar Peter Eising ve Lucy Gauntlett tarafından dizayn edildi.
Eğer akşam yemeğine yer ayıttırmak ve menüyü sormak isterseniz buradan bu işlemlerin tümünü gerçekleştirebilirsiniz.
Bu dünyada az bi paranız varsa hiç durmayın derim; gidin! Şayet mezar işleri müdürlüğü parayı kabul etmiyor, ve öldükten sonra para geçmiyor.

Öncelikle seçim ertesi bu ilk Pazartesinin herkese uğurlu bir dönem getirmesini diliyorum. Tüm şehirler ve tüm ülke için tüm partiler hayırlı olsun.
İş bakımından yoğun bir hafta geçirdim. Kütahya, İzmir derken yurda sağsağlim geri döndüm. Maillerime bir haftadan sonra Cumartesi günü bakabildim. Gazanya da dün gece sağolsun 12.15 gibi mail atmış, hadi artık Mim tarihe karışacak yaz diye. Ah bi bilse ben o saatlerde hala çalışmaktaydım :(( Konuyu fazla uzatmadan şimdilere nasıl gelindiğine ve neden yazdığıma giriş yapayım.
İnternetin ilk günlerinde kendime ait bir sayfanın olması gerektiğini düşünmüştüm. Sadece kendim gireyim, estetik olsun, güzel olsun. “Beni anlatsın”dı amacım. Sonraki yıllarda Freeservers gibi siteler hosting servisini sununca hele bir de Araçları ile siteler basitçe yapılmaya başlandığında 8k uzantılı sitelerim vardı. Sonraki günlerde Frontpage ve Dreamveawer ile yeni bedava
hosting servisleri sayesinde çeşitli sitelerde yazdım. (yaptım) Fakat her birine içerik ekleme (güncelleme) problemi başgösterdiğinden siteler basmakalıp olarak kalmaktaydı. Blogspot ile 2005 yılında tanıştığımda “artık yığınla yazabilirim” isteği oluşmuştu içimde. 2007′de Wordpress’e aktarırken hata yapmam sonucu tüm yazılarımın gitmesi ile de silbaştan dumurunu yaşadım. Ama sonra Wordpress’te kalmaya karar verdim. Aklıma gelenleri ve etrafa not aldıklarımı tekrar aktardım. İnsan kendi çocuğunu kaybetmiş gibi üzülüyor gerçekten. Neyse ki Codeluu ile beni etkileyen ne varsa yazıyorum. Yani okuduklarınız aslında etkilendiğim şeyler. 2-3 lira haricinde para kazanmıyorum. Yeni temamda Adsense’i kurmadım bile. Birileri için yazmıyorum, herhangi bir grup veya kişiye de yazmıyorum. Okuyucu endişem yok. Kendim girip bakayım beğeneyim yeter. ( Çok mu bencil oldu be?) Ve en önemlisi tarz için yazıyorum. Her sitenin bir tarzı olduğuna inanıyorum. Ve bu tarzın dışına çıktığımda ben kendi adıma rahatsız oluyorum.
Merak ediyorum bakalım Zuzu ve HRN neden yazıyormuş? Bir de yeni bağlantım Teberzade sen de anlat da biraz daha tanıyalım seni…

Müzik denilince akla gelen efsane isimler vardır. İçimize işleyen müziğin babası Bob Marley, gelmiş geçmiş en iyi gitar çalan adam Jimi Hendrix, kahve muhabbetini belki de ilk yapan adam Bob Dylan ve nicesi. Hayatlarıyla, yaptıklarıyla, yaşadıklarıyla örnek olmuş milyonlarca genci etkilemiş ve arkasından götürmüş karakterler.Bakıldığında herbiri bir film karakteri gibi gözükse de hepsi gerçekten efsaneyi yaşamış ve gelecekte de yıllar boyu unutulmayacak insanlar.
Bugünlere geldiğimizde şarkıları hala çalmakta, ki günümüzde bi şarkının unutulması sadece 6 ay sürerken, onların şarkıları hala cafelerde, müzayedelerde, organizasyonlarda, köy düğünlerin de bile çalmakta. Bunun sebebi tabiki sadece kulağa ve ruha hitab ederek efsane olmaktan geçiyor ki o şarkıların bir havası bir kokusu olurdu. Peki ama artık neden efsaneler doğmuyor, yaşamıyor? Hiç sordunuz mu kendinize? İlklerin tadı hep başka olduğundan mı? Yoksa o zamanlarda bu işi para için değil de hobi için yapıp sefasını sürdüklerinden mi? Notaları ruhlarından yansıttıklarından mı? Hiç bir şeyi takmadıklarından mı? Bunların hepsi ayrı ayrı ya da hep beraber birer neden olabilir. Tek bildiğim insanların böyle efsanelere herzaman ihtiyaç duyduğu. Şimdikilerin ne tadı var ne kokusu. Dımtıs dımtıs başka bi’şey yok malesef. O yüzden onlardan başkalarını ve onların torunlarından başkalarını dinleyesi gelmiyo insanın. Şimdikiler hep tatsız

Turkcell’in şu yeni reklamını bilenler bilir, annesine kamyon aldırmak isteyen çocuk sonunda büyük kamyonu ister ve -”anne dıtdırıdıt” der! Ben de aynı dıtdırıdıtı bu sistem için demek istiyorum! Yani bu nasıl bi ses olabilir, şöyle ön tarafında ayakta durduğunuzu düşünün. Hersesi en ince ayrıntısına kadar duymak. Sadece müziğin etkisiyle uçuşa geçmek…
Fiyatını ne siz sorun ne ben söyleyeyim…
Daha önce de buna benzer videolar izlemiştim ama bu gerçekten bakılamayacak seviyede!! Erkek okuyuculardan ricam ne hissettiklerini söylesinler.
Slip & Fail
…Hayır bakamıyorum…















